Türkiyenin En Büyük Hikaye Platformu

Üyeliğinizi tamamlamak için bize ulaşın!

Hayvan Otlayan 1

Sıcak bir haziran pazarı uyanmış ve yataktan çıkmış elimi yüzümü yıkarken aynada yüzüme baktığımda, genç yaşında kadınlığı yeterince ilgilenilmemiş fakat ruhu şımartılmış bir tipik fransız burjuvalarını andıran hanımefendi görüyordum. Daha sonra banyo kapısının arkasından krem saten sabahlığımı, buğday tenim üzerindeki kırmızı geceliğimin üzerine geçirip ağır ağır mutfağa doğru yürüdüm. Kocam Baran, evin hizmetçsinin hazırladığı masaya benden önce oturmuş fakat kahvaltısına başlamamış, sadece gazetelere göz gezdiriyordu ve beni görünce hoşgeldin hayatım dedi tatlı bir gülüş ile, her zamanki gibi çok güzel uyuyordun kıyamadım sana seslenmeye ve kahvaltıya sen gelmeden başlamak istemedim dedi. İçimden karışık duygu geçişleri ile hem bu şımartılan ruhum ile ona karşı bu tutumundan memnuniyet hissederken hem de, bir gece mi daha tam manada orgazm edemeyişi dolayısıyla ona karşı öfkeliydim. Ancak karnım kurt gibi aç olduğu için çok daha fazla muhakeme yapmadan masaya geçtim ve kahvaltıya başladık..

Ben 1.77 boylarında beli ince, kalçaları genetik olarak geniş, gözleri ela, sarıya boyalı siyah saçları, buğday tenli, diri ve orta büyüklükte dik göğüsleri olan, göğüs çevresi açık renk, uçları bir üzüm kadar iri ve tatlı memelere sahiptim.. Eşim ise ben boylarda fakat kilolu bir profildi, çoğu zaman bu göbeği yüzünden seks yaparken pozisyonlarda zorluk yaşıyorduk ve bu konuda onu diyet yapmaya ikna edemiyordum. Ben 28, eşim 31 yaşındaydı, ikimizde varlıklı ailelerin çocuklarıydık ve birazda ailelerin telkinleri ile arkadaş olup evlenmiştik..

Tekrar hikayemize dönersek eğer, masadaki sessizliği eşim bozdu, arabayla Anadolu turuna çıkmayı, yaza bu güzel tur ile başlamayı düşündüğünü ve ikimiz içinde harika vakit geçirebileceğimizi söylüyordu, bende bi taraftan içimden güzel bir gezi olacağını düşünürken, sürekli aktif olan libidom yüzenden acaba bavuluma ne gibi kıyafet ve çamaşır koysam diye hayal kuruyordum.

Neyse o günden sonra yine geziye çıkacağımız güne kadar aynı rutin gecelerle ve günlerle geçerken ikimizinde bavullarını hazırlamış arabaya yerleştirmiştik. Üzerimde diz hizasında biten ve araç koltuğuna oturduğumda kalçalarıma kadar hafif açılan bol ve etekleri pileli ve çiçekli yeşil, siyah, kırmızı renklerde bir elbise, çantamda ise siyah, turkuvaz renklerde tayt ve tişört ile crop almıştım. Gece için ise sadece krem jartiyer takımı ve siyah saten gecelik.. Aracımıza binmiş güzel güzel seyahatimizi ediyorduk Kapadokya’ya doğru, lise sonda gezi ile gitmiştik fakat daha önce hiç balon turu yapmamıştım. Neyse normal bir yolculuk ile otele varmıştık. Akşam yemeği vaktiydi ve önce yemeğimizi yedik sonra odamıza yerleştik. Kocam odadayken ben banyoya giderek hazırlanıp geldiğimde kocam çoktan uyumuştu, ben yola çıkmadan hayalini kurduğum ve yol boyunca bastırdığım isteklerimi ertelemek zorunda kalacaktım fakat bu erteleme uzun bir erteleme olacaktı ikimizin de haberi olmadan çünkü gelişecek olaylardan ikimizin de haberi yoktu.. Bir iki sefer aşkım hadi diyerekten ve bordo ojeli tırnaklara sahip olduğum elimle kocamın önün avuçlayarak uyandırmak istedim fakat ne kocam ne de erkekliğini uyandırmak mümkün değildi. Sonra ona bu kadar uzun ve yorucu bir yol sonrası haksızlık ettiğimi düşünürken diğer taraftan da karıncalanan kasıklarımın aklımı karıştırmasından diğer boştaki elimi de amıma götürdüm, her zamanki gibi çiğ yaşı düşmüş taze çayırlar gibi nemli ve derinleri ıslaktı, gözlerimi kapayıp hemen lise dönemlerimde yaptığım en güzel şeyi yaptım, yüzünü görmediğim ve tanımadığım birisinin amımı yaladığını hayal ederek mastürbasyon yapıyordum ve yaklaşık 10 dk sonra sert bir kasılma ile orgazm olmuştum. Sabah uyandığımda eşim yine her zamanki gibi benden önce uyanmıştı ve hazırdı, kahvaltıya gitmek için ve oradan da balon turuna katılmak için beni bekliyordu, dün gece benim onu yol boyunca otele vardığımızda beni sikmesini beklediğim gibi.. 🙂

Hafif bir kahvaltı sonrası eşimin bizim için özel kiraladığı balona binmiştik ve balonda eşim, ben ve tur rehberi ile balonu uçuran görevli vardı. Ben turkuvaz taytımı ve bol bir beyaz tişört giymiştim, göğüslerim çok belli olmasa da o güzeller güzeli ince belli geniş kalçalarım arzı endam ederek balondaki iki yabancı erkeğe göz zevki yaşatıyordu fakat ömrüm boyunca hiçbir zaman dışarıya karşı teşhirci olmamıştım. Dördümüz de ayakta etrafı izliyorduk kuşbakışı ama biri hariç, rehber eşim ve bana çevreyi anlatırken diğer görevlinin sürekli gözleri götümde ve kalçamdaydı, bu rahatsızlık verici bakışlar cidden beni tedirgin ediyordu ve biraz sonra bunun bedelini balondaki dördümüz ağır ödeyeceğimizi bilmiyorduk. Bir süre sonra görevlinin dikkatsizliği sonucu balon aniden alçalmaya başlamış ve kayaya çarparak savurmuştu hepimizi..

Gözlerimi açtığımda çarpmanın ve savrulmanın etkisiyle rahatsız edici bir acıyla, ağrıyla uyanmıştım. Bilmem ne zaman ne kadar zamandır baygın olduğumu bilmeden gözlerimi açtığım bu yer ağır kesif kokulu ahırdan bozma taş duvarları olan penceresiz ve içerisinde gaz yağından kandil ile aydınlatılan loş ortamlı bir yerdi.. Gerizekalı aptal bir görevlinin abazalığı yüzünden ne hale gelmiştik! Gelmiştik derken yanımda ne kocam, ne rehber ne de o gerizekalı vardı, nerede olduğumu bilmeden yapayalnız ve korku dolu endişeli bir şekilde olan biteni anlamaya çalışıyordum. Duvarlda pencere, saat vs olmadığı için zamana algımı çalıştırmıyordum fakat ilerde bir çok algımı zaten kaybedecektim yaşayacaklarımla..

Bunları düşünürken yaşadığım ağrı ve acının tesiriyle yorgun düşen bedenim tekrar uyumamı sağlamıştı fakat ne kadar uyuduğumu bilmeden bulunduğum oda da bir hışırtı ile uyandım. Gözlerimi aralayıp baktığımda hareket halinde bir karaltı ve gölge vardı, önce korktum fakat sonra kimsiniz, burası neresi diye cılız ve korkak bir sesle seslendiğimde, korkma ben seni yaralı ve baygın halde bulan çobanım dedi. Diğerleri nerede diye sorduğumda, senden başka kimse yoktu, bende seni buraya getirdim ve şimdi sen söyle ne oldu size dedi, bende ona balonla kaza geçirdiğimizi anlattım, kocam ile birlikte tur rehberi ve görevli birisi daha olduğunu, onlardan haberi olup olmadığını sorduğumda, yalnızca sen vardın dedi. İsminin Reşit olduğunu, 19 yaşında ve köyün yayladaki keçi çobanı olduğunu söyledi, bende Özlem diyerek önce teşekkür ettim ve sonrada memnun oldum dedim bu genç fakat yaşından iri gösteren kendi gibi kirli pasaklı yerde yaşayan genç adama..

Bana biraz süt ikram ettikten sonra hadi uyu dinlen bende birazdan yatar uyurum diyerek gaz lambasının ışığını kısarak yan tarafımdaki ot yatak olduğunu düşündüğüm yere kıvırlıp yattı. Gece kim bilir saat kaçtı kasıklarımda idrar yanması ile uyandım ve tuvaletimi nereye yapacağımı düşünürken aklıma Reşit’e seslenmek geldi, uykusu hafif olduğu için galiba seslenir seslenmez buyur dedi, şeyyy dedim utanarak, tuvalete gidecektim fakat derken, hemen ayağa kalkarak lambayı eline alarak, sonradan duvardan alırken gördüğüm tüfeği ile gel benimle dedi emir verir gibi bir komutla ve bu beni onda acayip bir duygu hissetmeme sebep oldu, o önde ben arkada bu taş duvarlı, ahırdan bozma, ağır kesif kokulu yerden dışarı çıkınca temiz hava iyi gelmişti, hava zifiri karanlık, parlayan yıldızlara bakarken bir anda Reşit’in sesi gecenin sakinliğini bozdu, şu duvarın dibine çöle hadi seni bekleyemem hadi dedi, tuvaletimi yaparken kendimi siktiri boktan cahil bir çobanın kölesi gibi görmeye başladığını sorgulamaya başladım ki biraz fazla sorguladım galiba tam o sırada Reşit tekrar, aloooooo kime diyorum hadisene seni bekliyorum diye azarlar gibi çabuk olmamı emrediyordu. Çişimin verdiği sancı geçince ayıkmıştım, eşime karşı cüretkar, dışarıda tutucu olan ben ilk kez bir erkeğin yanında taytımı indirip hem de tuvaletimi yapmıştım. İçeri geçip tekrar yattığımda bütün olan bitenleri tekrar sorgularken derin bir uykuya dalmıştım. Hayal mi gerçek mi anlamadığım bir şekilde bir şeyler hissediyordum, Reşit çıplak bordo ojeli ayaklarımı yalıyordu ve bir şeyler söyleyerek de homurdanıyordu, bense gözlerimi sıkıca yumarak hiç kımıldamadan olan biteni merak ederek bu hayvanlığın sonu nereye varacak diye düşünürken tüm algımı yitirmiştim ve anlık olarak dudaklarımdan arka arkaya bi kaç kez inişti ve ıhhhh tepkisi vermiştim. Reşit benim ayaklarımı yalarken, kasıklarımın karıncalanıp uyuştuğunu hissetmeye başlamıştım ki, bu hazzı asla kocamla yaşamadığımı düşünerek algımı geri kazanmakla kaybetmek arasında cebelleşiyordum resmen fakat vücudum, beynim Reşit’in diline teslim oluyordu. Kalbim isyan ederken aklım kalbime de sus sesinin çıkartma diyerek Reşit’in lehine işleri tamamen kolaylaştırıyordu..

Artık amım ıslanmış, bacak aram terlemiş, göğüs çatalımın bile arasından ter sızıyordu.. Reşit olduğum yerde beni ani ve güçlü bir şekilde yüzüstü çevirip taytımı aşağı doğru çekiştirerek dizlerimin altına kadar indirmişti. Yarım saat öncesine kadar kendi dünyasında, ömründe eşekten başka cinsel tatmin yaşamadığını düşündüğüm bu iri kıyım genç adam şimdi ellerini korkusuzca kasıklarımda dolaştırıp amımı avuç avuç sıkıyordu, daha sonra nefesini kalçalarımda hissettim ve çok geçmeden o sert ve etli olduğunu düşündüğüm dilini, amımın dudaklarını acemice yalarken hissettim. Nedendir bilmiyorum yine korkak ve cılız bir sesle Reşit yapamam nolur diyebildim. Kes sesini amınakoyduğumun karısı, konuşmada bana yardımcı ol hemen bitsin bu sikiş, daha yatıp uyuduktan sonra geri kalkıp keçileri gütmeye gideceğim dedi. Uzun uzun amımı yaladıktan sonra, zenginler ağzının tadını biliyor valla, keçi sütünden daha tatlı senin amının suyu dedi, biraz korktum birazda kadınlığım okşandı bunu duyunca ama kocamdan başkasını kadınlığıma el değdirmesi beni utandırırken, garip bi şekilde de kocamla olmadığı kadar da beni uyandırıyordu cinsellik olarak.. kocan da yalıyor mu böyle söylesene dedi, eve dedim, dürüst ol kim daha güzel yalıyor dedi, bende kocam dedim korkak ve cılız sesimle, öyle deyince, bekle o zaman amınakoyduğumun karısı, kim daha iyimiş diyerek tekrar yalamaya başladı ve istemsiz olarak itiraf etmiştim, bu kez güçlü ve gür bir sesle Reşit diye bağırmıştım, sensin Reşit tamam yeter lütfen dedim, ha şöyle orospu dedi, sizler bizi adam yerine koymazsınız fakat biz sizi sike sike eğitmesini biliriz diyordu.. Reşit’in sikini merak ediyordum fakat bu iş nasıl devam edecek nereye kadar sürecek kestiremediğim içinde korku ve hazzı içiçe yaşıyordum.

Otur şimdi diyerek yine emir verdi sert bi tonla, kendi ayakta komple soyunup yanıma oturdu ve dediki, şimdi kocanın sikini yaladığından daha güzel yala sikimi diye emretti, nolur Reşit yapma dedim, ensemden tutarak al ağzına diyorsam al işte amınakoyduğum diye hakaretler üstüne hakaret ve küfürler ederek, aşağılayarak sikini zorla ağzıma soktukça gözlerimden süzülen yaşlar kalbimden kopan çığlığı dışa vururken, aşağıda amımdan sızan sıvılar ise aklımın dışa vurduğu sessiz zevk çığlığıydı.. Bilmem kaç gün öncesine kadar mis kokulu kocamın sikini huzurlu ama tatmin olma beklentisi içinde emerken, şimdi kim bilir kaç gündür vücudu su yüzü görmemiş, kasıklarında ter ve kir kokusunun harman olduğu bu genç adamın sikini hem ağlayarak, hem tiksinerek, hem de iştahla yalıyordum. Artık gitgide şuurum kapanıyor, aklım önce kalbimi sonra da ruhumu komple ele geçirmeye devam ediyordu. Arada yaşadığım kasılmalarımın farkına varan bu köylü kurnazı Reşit, nasıl canın istiyor değil mi amınakoyduğum diye söyleniyordu, bense taşra tabiriyle hem sakso çekiyor hem de karanlıkta ona belli etmeden ağlaya ağlaya amımı okşuyordum. Vıcık vıcık olan amımı kocam bir kez böyle yapamamıştı, belki bunda benim de ona karşı bazen takındığım öfkeli tavrım sebep oluyordu fakat ilk andan tanımadığım hırpani kılıklı bu kaba saba herifte niye olmuştu? İşte kafamda cevaplarını bulamadım bu sorular vardı ve bu cevapsız sorulardı belkide beni böyle teslim edip vücudumu sırılsıklam eden diye düşünürken birden kafamı tutup kaldırıp aniden dudaklarımdan öpmeye ve ısırmaya başlamıştı bu kez, sanki bi insanla sevişmiyor, bi köpekle boğuşuyordum, aç bir köpekle.. Şu ana kadar daha hiç ellerini sürmediği ve bir hışımla yırtarak üstümden çıkarttığı tişörtümden kurtularak sütyenimi aşağı çekerek o diri ve dik göğüslerime, beyaz çevreli iri ve sert uçlu memelerime saldırmıştı şimdi de, öyle aç bir hayvan gibiydi ki, çöpteki kemiği aç ve kudurmuş vaziyette yalayan bir köpek gibi canımı yakarak ısıra ısıra yalıyor ve salyalarını akıtıyordu göğüslerime..

Elimden tutarak elimi o orta boy büyüklüğünde olan fakat birazcık kalın olan sikine götürdüğünde, sikinin eşimin sikinden çokta farklı olmadığını fakat eşimin göbeğinden dolayı benim bu güzel amımın hakkını veremediğini düşünürken, sırt üstü uzan ve aç bacaklarını diye sert bi şekilde ittirdi beni, ittirmesiyle sırt üstü yatmıştım fakat kalbimin aklım tarafından az da olsa işgal edilmemiş kısımları refleksle bacaklarımı kapalı tutuyordu. Zorla hakaretler küfürler eşliğinde aç lan bacaklarını amınakoyduğum karısı diyerek tecavüz eder gibi kasıklarımın arasına vücudunu sokmuştu fakat acayip bişiy olmuştu, vıcık vıcık olan amım, hayvan gibi sevişmenin verdiği duygular içinde kor ateş gibi yandığını hissettiğim amın kasılarak Reşit’in sikini içime kabul etmiyordu. Reşit bunu bilerek yaptığımı düşünüyor ve küfürler ederek demir gibi sert sikini zorluyor, o zorladıkça ben artık zevk inlemelerini aşmış tekrar gözyaşı eşliğinde çığlıklar atıyordum fakat kim duyardı ki burada beni, sanki kalbim aklıma karşı verdiği savaşı kazanıyor gibiydi ama birazdan bunu çok büyük bir yanılsama olduğunu hissedemeyecektim bile, yarı baygın gibi, yerde yatan ceset gibi hareketsiz ve artık bütün hislerini, algısını, duyularını kaybetmiş şekilde sikiliyordum. Reşit tek taraflı bir zevk ve şehvet içinde beni hayvan gibi sikiyordu, tek düze bir pozisyonda, misyoner pozisyonunda sikiyordu.. bir süre sonra gözümün önünden film şeridi gibi kocamla beraber flört dönemlerimizden başlayarak balonun düştüğü ana kadar geçip gitmişti, zaman algım en baştan yoktu zaten burada gözümü açtığımdan beri ve ne zaman uyudum farkında bile olmadan uyanmıştım. Amım ve göğüslerim bu hayvanın dölleri ile yapış yapış kurumuş leş gibi kokuyordum resmen geceden gelen ter Reşit’ten sinen pis kokulardan.. Tiksinerek tahta kapının altından süzülen ışığa doğru bir umutla koştum fakat kapıyı kilitlemişti üzerimden hayvan herif.. Akşama kadar o yarı karanlık ahırda hayatı, yaşadıklarımı, eşimi, kendimi sorguladım. Acaba hep burada kimseler beni bulamadan böyle mi kalacaktım. Her gün sabah akşam duş alan ben burada bu boktan ortam, rezil bir vaziyet içinde ne yapacağımı düşünürken yine uyumuştum.

Bir yanıt yazın

İlgili Hikayeler